TURAB

5/1/2009 - seyyit mahmut hayrani türbesi

  • ALEVİLİK KÜLTÜRÜ
  • Toplumsal Konular
  • Kadınlar Kategorisi
  • Eğitim Dünyası
  • TÜRKÜLERİMİZ
  • Alternatif Müzik
  • EDEBİYAT DÜNYASINA DAİR
  • SERBEST BÖLÜM
  • BİLGİSAYAR VE TEKNOLOJİ
  • KIZILBAŞFORUM
  • Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    17/9/2008 - nazımiye

    NAZIMİYE



    Alıntı:
    Milattan sonra 500 – 600 yılları arasında Bizanslıların egemenliği altında iken yerleşim merkezi olduğu sanılan ilçenin,Tunceli İlinin diğer İlçeleri ile birlikte Bizans,Arap,Moğol,Selçuklu,Akkoyunlu ,Karakoyunlu ve Osmanlı hakimiyeti altında bulunduğu bilinmektedir. Kızıl Kilise adıyla Hozat Mutasarrıflığına bağlı iken 1876 tarihinde İlçe yapılmış,25 Aralık 1935 tarih ve 1885 sayılı Kanun ile Tunceli Vilayetinin kurulmasıyla birlikte 4 Ocak 1936 tarihi itibariyle Tunceli İline bağlanmıştır.



    7 Şubat 1911 tarihinde zamanın Kaymakamı Balıkesirli Mehmet Vehbi BOLAT,padişahın yeni doğan torunu Nazım Efendinin adını yaşatmak maksadıyla hükümete çektiği bir telgraf ile İlçenin adının değiştirilmesi talebinde bulunmuş,bunun üzerine eski adı Kızıl Kilise olan İlçenin adı Nazımiye olarak değiştirilmiştir. İlçenin yakın tarihine ilişkin kronolojisi şöyledir;

    KRONOLOJİSİ:

    1876 Nazimiye İlçesinin kuruluşu

    1879 Dersimin Vilayet oluşu

    1916 Dersimde ayaklanmalar ve kuzeyinin Ruslarca işgali

    1922 Tunceli İlinin Dersim adıyla kısa süreli olarak İl oluşu

    1936 1935 tarih ve 1885 sayılı Kanun ile Dersimin Tunceli adıyla İl yapılması ve İlçenin 4 Ocak 1936 tarihi itibariyle Tunceli İline bağlanması

    1937 Tunceli İlinin geçici olarak Elazığ İlinden yönetilmesi

    1946 Tunceli İlinin teşkili

    1947 İl merkezinin Kalan kasabasına taşınarak fiilen İl oluşu ve merkez İlçe ile Birlikte Nazimiye ve diğer İlçelerin merkezden yönetilmeye başlanması.


    Yöresel Özellikler



    1 - YEMEKLER - HALK OYUNLARI ve YEREL KIYAFETLER

    YEMEĞİN ADI


    Babiko
    Şirekurt
    Cumbur
    Niyaz
    Tava Biciği
    Patila
    Keşkek
    Bişi
    Kura
    Aşure


    HALK OYUNUN ADI


    Nare
    Halay
    Uç Ayak
    Başkan
    Lorke
    Deliley
    Tanzara
    Gelin Ağlatma
    Kına Oyunu
    Hançer

    KIYAFETİN ADI

    Don
    Gömlek
    İşlik
    Peşli
    Kejik
    Fes
    Şalvar
    Don
    Gömlek
    Mintan
    Kuşak
    Puşi
    Şal
    Sepil

    2 -EL SANATLARI
    ADI AÇIKLAMA


    TULUK
    ÇARIŞ
    PALAS
    CECİM
    HEYBE
    ÇUL

    Ayran yapma işinde kullanılır.
    Peynir veya Çökelek koyma işinde kullanılır.
    Yere serilir.Keçi yünü kullanılarak yapılır.
    Koyun yünü kullanılarak yapılır. Yere serilir.
    Malzeme koyma işinde kullanılır.
    Malzeme koyma işinde kullanılır.

    3 -TARİHİ VE TURİSTİK YERLER

    Düzgün Baba Ziyaretgahı

    Genelde çocuğu olmayan kadınlar , erkek çocuğu olmayanlar , hasta ve sakat kişiler gitmektedir. Tunceli İli üzerinden Kıl Köyü bağlantısı ile , İlçemiz merkezinden çevrecik Köyü üzerinden gidilebilmektedir.


    Dereova Gelin Pınarı Şelalesi

    İlçemiz Dereova Köyünde bulunmakta olup ,25-30 metre yükseklikten akan sular ile oluşmuş , yazın sıcak aylarında serinliği ve manzarası ile görülmeye değer bir yer olarak dikkati çeker. 2001 yılı içerisinde çevre düzenlemesi yapılarak hizmete açılmıştır.


    Kureyş Baba Ziyaretgahı


    İlçemiz Bostanlı Köyünde bulunmaktadır. Daha çok çocuğu olmayan ve sakat kişilerce ziyaret edilmektedir.



    DÜZGÜNBABA ZİYARETGAHI



    I- TANITIMI


    İlçe Merkezine yaklaşık 15 Km. mesafede bulunmaktadır. Tunceli İl merkezinden Kılköyü üzerinden ve İlçemiz merkezinden toprak bir yol ile Günlüce ve Çevrecik köyleri üzerinden ve türbeye araç yolu bulunmadığı için yaya yürünmek suretiyle ulaşılmaktadır.

    Düzgünbaba dağının yüksekliği 2097 m. olup,ziyaret yeri dağın zirvesinde bulunmaktadır. Ziyaret yemde meşhur olup ve mutlaka uğranılan yerlerden olan Çele Mağarası 2100 m. Yüksekliktedir. Yol boyunca doğal güzellikler içerisinde ziyaret yerine ulaşılmaktadır. Her yıl Mayıs ayı ortasından Eylül ayının sonlarına kadar ziyaretçi akınına uğramaktadır.

    II-ÖNEMİ

    Bütün Türkiye genelinde dini büyüklere karşı gösterilen ilgi Düzgünbaba' ya karşıda gösterilmektedir. Bu nedenle her yıl Erzurum, Sivas, Tokat,Amasya, Çorum, K.Maraş , Erzincan gibi Alevi nüfusun bulunduğu iller ile komşu ve diğer illerden çok sayıda ziyaretçi gelmekte ve gelen ziyaretçi sayısı İlçe Jandarma Komutanlığının kayıtlama göre 5000' i bulmaktadır.

    Ziyaret yerine araç yolunun ve konaklama tesisinin bulunmaması ziyaretçi sayısını sınırlandırmaktadır. Yol ve Konaklama tesisinin yapılması halinde gelen ziyaretçi sayısı 10.000' i geçecektir.

    Düzgünbaba Ziyaretgahının önemi,gelen ziyaretçilerin İlçeye ekonomik katkıları ve manevi yönünden kaynaklanmaktadır. Ziyaretler , manevi değerlerin gerek sonraki nesillere aktarılmasında ve gerekse de birleştiricilik yönünden büyük önem taşımaktadır.

    III - ZİYARETGAHIN YAPISI VE KARŞILAŞILAN SORUNLAR

    Düzgünbaba' nın mezarı üzerine türbe yapılmış değildir. Konaklama tesisi bulunmadığından özellikle uzak illerden gelen ziyaretçilerin,yer ve yatma sorunu bulunmakta olup,vecibelerin yerine getirilmesinde sıkıntılar yaşanmaktadır. Mezar yerine kadar araç yolunun bulunmaması ulaşımda sıkıntılara yol açmaktadır. Mezar yemin etrafı taşlar ile çevrilidir.

    IV - ZİYARETGAHA İLİŞKİN YATIRIMLAR

    İlçe merkezinden Düzgünbaba Ziyaretgahına yol yapımı başlamış olup,çalışmalar önümüzdeki aylar içerisinde sonuçlandırılacaktır. 2000 yılı Eylül ayı içerisinde "Düzgünbaba ve Ziyaretleri Kültür,Kalkınma ve Tanıtım Derneği" kurulmuştur. Gelen ziyaretçilerin konaklama ihtiyaçlarının karşılanması ve vecibelerin yerine getirilebilmesinde karşılaşılan sıkıntıların çözümü için Dernek tarafından yatırıma ilişkin proje teklifi sunulmuş olup;

    Yatırım,500 m2' lik bir alan üzerinde (7) Aile konaklama kapasiteli pansiyon,Dede vi, WC, Çamaşırhane, Kütüphane, Mutfak, Yemekhane, Kurban Kesme Yerleri,Cem Evi ve Misafir Ağırlama Yerini kapsayacak şekilde projelendirilmiş ve yatırım,2001 yılı birim fiyatlarına göre 208.000.000.000 TL:' ye mal olacaktır. Yolun,çalışmaların bitimine müteakip asfaltlanmasının sağlanması gerekmektedir. Dernekçe yapılacak yatırımlara gerekli desteğin verilmesi büyük önem arz etmektedir.

    DÜZGÜN BABA (ŞAH HAYDAR) ZİYARET YERİ HİKAYESİ

    Hz. Ali evlatlarından 7. İmam Musa Kazım'ın neslinden büyük Türk mutasavvıfı Hacı Bektaş-ı Veli (1209/1210-1270/1271) (çoğunluğun katılmadığı bazı araştırmacıların görüşüne göre 1248-1337) Xlll'ncü Yüzyıl'da (Anadolu Selçuklu Devleti döneminde) Horasan'dan ayrılıp; 1264 yılında Erzincan üzerinden Anadolu'ya geçerken; o zamanlarda halkı arasında Zerdüşt dini özelliklerine de rastlanan Dersim bölgesine Alevîliği anlatmak için üç halife gönderir. Bu halifelerden birincisi, Şah Kasan/Kasan Halife'dir ve Pertek ile Hozat taratma gider. Bu halifelerden ikincisinin Kalmamsır olduğu ve bir inanışa göre; Büyükyurt tarafında sırra erip kaybolduğu söylenmektedir. Diğer bir inanışa göre ise; Günlüce köyünde yaşamış ve orada
    ölmüştür.

    Bu halifelerden üçüncüsü, (8'nci imam Ali Rıza'nın oğullarından) Seyyid Mahmud Hayrani olup;Mazgirt Dedebağ (Bağın) köyü ve Nazimiye Bostanlı köyü bölgesinde bir süre kaldığına ve sonra Konya ili Akşehir ilcesine döndüğüne ve orada 1268 yılında öldüğüne inanılır. (Halen türbesi Akşehir'dedir.) İnanışa göre; oğlu (kardeşi veya amcası da olabilir) Hacı Kureyş, Bostanlı köyü Zeve mezrasında yaşamıştır, işte onun da (muhtemelen birinci) oğlu Şah Haydar/Ak Haydar'dır.

    Bazı araştırmacılara göre; Şah Haydar, Silvan'da öldürülen ve Zaza Türkleri tarafından Tunceli bölgesine getirilerek sonradan Sultan Baba/Tacik Baba ismiyle anılan ve ziyaret yeri haline getirilen dağa gömülen Celaleddin Harzemşah'ın komutanlarından/beyierinden biridir. Celaleddin Harzemşah'ın diğer beyleri gibi, bir süre Selçuklu Sultanı'na bağlı kalmış ise de daha sonradan başkaldırarak Tunceli bölgesindeki dağlara sığınmıştır.

    Bazı araştırmalara göre ise; seyyidler dönemi öncesi bölge mitolojisinde yer alan bir figürdür (bölgeyi en çok etkisi altında bırakan Sümerler döneminden kalma kutsal değerlerden biridir ya da İran halklarının tanrı Mithrasi'na ait kültün bir devamı durumundadır) ve kaynaşma sürecinde o, Kureyş Baba'nın oğlu olarak bir kutsal dağ biçiminde yaşamım sürdürmektedir. Hititlerin gök/fırtına tanrısı ile dahi bir benzerliği vardır.Kendisi, (güneş ya da gök tanrılarının simgesi olan) bir kartalla simgelenir ve gökyüzünde kanat çırptığına inanılır. Haskar/Haskal, Jel/Zel ve Karsniye/Karsni/Kesni isimlerinde üç kızkardeşi vardır. Bugün bunlar da bölgedeki dağ isimleri olarak bilinmektedir. Haskar, Düzgün Baba'nın en küçük ve en sevdiği kızkardeşi olduğundan yanıbaşındadır. Karsniye ise her sonbaharda Düzgün Baba'ya dört tane dağ keçisi göndermektedir.

    Efsaneye göre; Şah Haydar, Bostanlı köyü Zeve mezrası yakınlarındaki Zergovit Tepesi'nde yaptığı evinde, hayvanlarım otlatıp onlarla ilgilenmektedir. Yaz-kış hayvanlarım en iyi şekilde beslemektedir.Özellikle kışın en çetin günlerinde bile hayvanlar besili olmaktadır. Bu durum babası Kureyş'in dikkatini çeker ve "Hele bir bahayım, kışın ortasında hayvanlara ne yediriyor?" diyerek, hayvanların bulunduğu yere gelir. Bu sırada Şah Haydar, elindeki çubuğunu kuru meşe ağaçlarına dokundurmaktadır. Çubuğun değdiği her ağaç yeşermekte ve hayvanlar da bu taze yaprak ve sürgünleri yemektedir. Kureyş Baba, sessizce geri dönmek ister. Ancak, o sırada bir keçi aksırmaya başlar. Şah Haydar ise keçiye dönerek, "Ne oldu? Babam Derviş Kureyş'i mi (Mahmud'u mu) gördün ki bu kadar hapşırırsın?" der ve arkasına baktığında,kendisine görünmeden gitmeye çalışan babasını görür. Babasına ismi (ve lakabı) ile hitap ettiği için çok utanır ve mahcubiyetinden dolayı Düzgünbaba Dağı denilen tepeye çıkar. Rivayet olunur ki; Şah Haydar, babasına ismen hitap ettiği için kaçtığı zaman, ayağında kışın karda giyilen hedik veya lekan varmış. Bu hediklerle Zergovit Tepesi'nden Düzgünbaba Tepesi'ne kadar (takriben beş kilometre) üç adım atmış ve bastığı her yerde hedikler tasa iz bırakmış olup, bu izler hala durmaktadır. İki tanesi (bazılarına göre atma ait olanları), (40 gün süreyle) çile doldurmak için yaşamaya başladığı "Çele" ismi verilen mağaranın içindedir.

    Burada yaşamaya başlayan Şah Haydar'ın bir iki gündür eve gelmemesinden şüphelenen annesi, durumu babasına bildirir. Kureyş Baba, müritlerinden bazılarım onu aramaya ve durumunu öğrenmeye gönderir. Müritler, onu 2100 metre yükseklikteki bu tepede bir mağarada bulurlar ve durumunun iyi olduğunu öğrendikten sonra tekrar Zeve'ye dönerler. Babasına "Durumu düzgündü, merak edilecek bir şey yok.Selam ve hürmet eder, ellerinizden öper."derler. Bu "durumu düzgündü" sözü dilden dile dolaşır ve asıl adı Şah Haydar olan bu zata, artık bir süre sonra Düzgün Baba olarak bir isim atfedilir. O günden bu güne Düzgün Baba olarak söylenegelir.


    Nazimiye'de bulanan bu ziyarete genelde kısır kadınlar, erkek çocuğu olmayanlar, hasta ve sakat kişiler gitmektedir. Halk arasındaki kimi sorunlar ve anlaşmazlıkların bile, adaletine güvenilen bir yargıç gibi, ona havale edildiği de olmaktadır. Halen mezar yeri, yığma taşlarla çevrili olarak Düzgünbaba Tepesi'nin zirvesinde bulunmaktadır Bazılarına göre bu mezar Mehmet isimli bir dervişin/seyyidin mezarıdır. Çünkü Düzgün Baba sır olmuştur, mezarı olamaz. Bu mezarın yakınında da Düzgün Baba'nın yaşadığına inanılan mağara vardır.Ayrıca mezarın hemen yakınındaki bir zirvede taştan yapılmış üç adet (muhtemelen) top kalıntısı vardır.Ancak ne olduğu net olarak anlaşılamamakla beraber bu kalıntılar da yörede yaşayan insanlar tarafından (cengaverliğine bir işaret olarak) Düzgün Baba'nın topları (bazen kız kardeşleri ve Munzur Baba ile karşılıklı haberleştikleri sevgi topları) olarak kabul edilir ve zaman zaman kendiliğinden ateşlendiğine (top seslerinin Cemlerde Söylenen Bir Deyiş duyulduğuna) inanılır. Bu ziyaret yerine her yıl yaklaşık 5000 kişi gelmektedir. Ziyaretçiler genelde kayaları öperler, kurban keserler, mum (çıra) yakarlar. Bazı ziyaretçiler ise geceyi de mağarada geçirirler. Böylece rüyalarında Düzgün Baba'yı (beyaz sakallı bir ihtiyarı) görüp dilekleri ile ilgili bir işaret almaya çalışırlar. Bu amaçla daha önceden mağara içerisinde (kadınlar için) bir konaklama yeri yapılmıştır. Bazı ziyaretçiler, Düzgün Baba'nın yaşadığına inanılan mağaranın yakınındaki bir başka küçük mağara içindeki ince ince akan ve tas şeklindeki su kaynağından (tas çeşmesinden) su içerek kendi iyiliklerim ölçerler Söylendiğine göre; kalbi temiz (iyi ruhlu) olanlar rahatlıkla su içebilirken; kalbi kötü (kötü ruhlu) olanlar veya inanmayanlar, su içmek için eğildiklerinde, su kana dönüşür veya kurur ve içilemez hale gelir. Buradaki taşlarda Düzgün Baba'nın uzanarak yattığı farz edilen bir yatma yeri izi de vardır. Yine bazı ziyaretçiler, Düzgünbaba (Çele) mağarasının bulunduğu yerden 3-4 adet küçük taş toplayarak evlerine götürürler; bunları beyaz bir bez torba içine koyup, bereket getirsin diye, genelde mutfaklarına asarlar. Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gecelerde ise, torbaya yakın bir yerde mum yakılır ve böylece Düzgün Baba hatırlanır. Çok inananlar yemin ederken/and içerken; bu torbaya ellerini koyarak ve "Düzgün Baba çarpsın ki. Düzgün Baba adına vb." diyerek yemin ederler. Yemin ederken, güvence vermek için Düzgün Baba'nın adının kullanılması, Düzgün Baba'nın çok dürüst, doğru, adaletli ve sözüne güvenilir bir kişi olduğunu göstermesi açısından "Düzgün" olarak konan adım da bir başka açıdan açıklıyor olabilir. Halk arasında Düzgün Baba adım kullanarak yapılan dua ve beddualarda oldukça yaygındır. Çocuğu olmadığı için Düzgün Baba'ya çıkıp da dua edenler, çocukları olunca, adım da çoğunlukla "Düzgün" olarak koyarlar.


    Muhammed geliyor,

    Ali de önündedir.

    Muhammedi sorarsan;

    O bizim dedemiz.

    Hazreti Ali'yi sorarsan;

    O bizim kolumuz kanadımız.

    İmam Hüseyin'i sorarsan;

    O Kerbela şehididir.
    Bektaş Veli'yi sorarsan;

    O el'in üstündeki el'dir.

    Kureyş'i sorarsan;

    O sır keramet sahibidir.

    Düzgün Baba'yı sorarsan;

    O murad kapısıdır.
    Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    21/4/2008 - MAYA KRALI HAYDAR AĞBABA

     

        Haydar Ağbaba - Ağlama Gönül,


    Haydar Ağbaba - Davut sularinin Kardeşi
    1973 yılında almanyada trafik kazasında vefat etmişlerdır
    Allahdan rahmeteylesın mekanı nur içinde olsun değerli hatıraları
    yüreğimizde her zaman anılacakdır saygılarımla

    Haydar Ağbaba - Ağlama Gönül.

    Albüm İçindeki Türküler

    Haydar Ağbaba - 01-Hirsiz Neyimi Alacak
    Haydar Ağbaba - 02-Kardas Kardas
    Haydar Ağbaba - 03-Aglama Gönül
    Haydar Ağbaba - 04-Meralim
    Haydar Ağbaba - 05-Turnam Gidersin
    Haydar Ağbaba - 06-Erenler
    Haydar Ağbaba - 07-Ya Hüseyin
    Haydar Ağbaba - 08-Fakirem Babo
    Haydar Ağbaba - 09-Gözler Nemli
    Haydar Ağbaba - 10-Geldi Ha Geldi
    Haydar Ağbaba - 11-Igdenin Dibinde
    Haydar Ağbaba - 12-Ehlibeytin
    Haydar Ağbaba - 13-Aliden Ögren
    Haydar Ağbaba - 14-Pirim Bektasi Velidi

    Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    12/2/2008 - düzgün baba

    Dereova Selalesi Zeyve Kureysbaba´nin ev esyalari
    Kureys Sifa Lapiki Zeyve Cemevi Mum yakma yeri Nazimiye´de isletilen Mermerler
    Geri Galeriyi Kapatiniz    (3/3)  

    Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    5/4/2007 - PİROSUSKUN

        

     

                           PİROSUSKUN

    Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

    <- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->

    Hakkımda

    şiire ve gerçeğe dair yaşanmış ne varsa

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

    derin
    kardanhasan
    cekirge
    Zeynep yeniLerdenim
    bicem
    gizimose
    bizherdemtazeyiz
    zirtapozz
    berfinhazal
    gemiciyim
    mihmanhane
    izmir2023
    demokratblog
    gazikemal
    bektasidergahi
    ongun
    1624
    caluc
    dusbahcesi
    ile
    devrimcleriz
    peevish
    ewindarrr
    sarap62
    doruklardakitutkum
    aleviyol
    postane
    serenli
    berrinsulari